Pazarlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pazarlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Temmuz 2011 Salı

Niş Ürün ve Pazarlama

Niş Bilinmeyen Fırsattır
Bazen, herkesin rekabet ettiği bir pazar ortamında mücadele etmek yerine, dikkat çekmemiş ya da o güne kadar fark edilmemiş bir hedef kitle için ürün/hizmet üreterek kazanabilirsiniz. Ya da herkes en karmaşık, en lüks, en iddialı ürünle piyasaya çıkarken, siz çok basit bir ihtiyacı karşılayan temel bir ürünle bir anda büyük bir atılım yapabilirsiniz.

Çamaşırlarınızdaki lekeleri iyi çıkaran, bunu yaparken aynı zamanda vitamin veren, üstelik rengini daha da çok parlatan bir deterjan basit bir deterjandan daha fazla satmayabilir. Hatta hiç satmayabilir. Zaten piyasaya çıkan her 100 yeni üründen ortalama 80’nin başarısız olması da bunu gösteriyor. Daha iddialı ürünler geliştirmek için birbirleriyle yarışan şirketler bazen ‘basitlik’ kuralını unutuyor.” Bu sözlerin sahibi, London Business School’un yönetim profesörü Prof. Dr. Patrick Barwise. O sözlerini şöyle sürdürüyor: ‘‘Basit olun, karmaşık ürünler geliştirmeyin, tüketicinin en önemli isteklerini gerçekleştirmeye çalışın yeter.’’ Barwise, tüm şirketlerin üstün ürünler geliştirmek için çabaladıklarını oysa bunun gereksiz olduğunu düşünüyor. O yıkıcı ürünler geliştirerek piyasa dinamiklerini toptan değiştirmekten yana değil. Tam tersine, ürünlerin basit iyileştirmelerle uzun soluklu ve sürekli olarak yenilenmesi gerektiğini savunuyor.

Her Market Bir Üretici Mi?

Batı’da eski bir uygulama. Türkiye’de de biraz geçmişi var. Ancak, gelişmesi son yıllarda oldu. “Private label” (Market markası) olarak adlandırılıyor. Bu yöntemle, her market bir üretici gibi ürün...

Batı’da eski bir uygulama. Türkiye’de de biraz geçmişi var. Ancak, gelişmesi son yıllarda oldu. “Private label” (Market markası) olarak adlandırılıyor. Bu yöntemle, her market bir üretici gibi ürüne adını veriyor, neredeyse rakip oluyor. 2002’deki yüzde 18.7’lik büyüme, bu eğilimin gücünü ortaya koyuyor. Bazı uzmanlar, Wal-Mart’ın ABD’de P&G gibi devlere rakip hale geldiğine dikkat çekip, çok önemli bir trendin başlayabileceğini anımsatıyorlar.

ABD’li perakende devi Wal Mart’ın çok önemli stratejisi, iş dünyasında örnek gösteriliyor. İşin özünde “private label” olarak bilinen “market markaları” yaklaşımı var. Wal-Mart, 2001 yılında Sam’s American Choice adlı deterjanı piyasaya sundu. Ürün, P&G’nin Tide adlı ürününden iki kat daha ucuz idi ve büyük bir başarı sağladı. Ardından, Ol’Roy isimli köpek mamasını üreterek dünyanın en fazla satan markası olan Nestle’S Purina’yı geride bıraktı.

Sadece bu kadarla da kalmadı. Wal-Mart, değişik alanlarda ürünleri piyasaya sundu ve üreticileri hayrete bırakan satış rakamlarına ulaştı. Ortaya çıkan bu tabloyu, dünyanın önde gelen araştırma şirketlerinden Forrester’in bir raporu şu sözlerle değerlendirdi: “Wal-Mart, bir sonraki Procter&Gamble olacağı yönünde ciddi bulgular sunuyor”.

Makro’da yeni görevlendirme

Son birkaç yıldır izlediği büyüme stratejisiyle önemli atılımlar yapan Makro, pazarlama ve satış hedeflerini gerçekleştirmek için sağlam adımlarla yol alıyor.

Bu strateji dahilinde, uzun yıllar önemli firmalarda başarılı operasyonlara imza atan Ahmet Yontar, Makro’nun Satınalma ve Pazarlama Direktörlüğü görevine getirildi. Daha önce Mustafa Songör’ün yetki alanı içerisindeki görevlerden biri olan satınalma ve pazarlama sorumluluğu, Songör tarafından diğer yetki ve görevlerinden bağımsız olarak Yontar’a devredildi.

Son yıllarda birçok farklı kentte yatırımlarını sürdürerek Türkiye perakende sektöründe önemli bir oyuncu haline gelen Makro, yakın zamanda İstanbul’a yaptığı yatırımlarla dikkatleri bir kez daha üzerine çekmişti. Uzun zamandır Ulusal Market klasmanında yer alan Makro, kurumsal yapısını günden güne geliştirmeye devam ederken; profesyonel kadroları yer açmaya başladı. Yontar, Makro çatısı altında profesyonel yaşamını üst düzey yönetici olarak sürdürmeyi, üretime ve yeni projelere dönüştürecek bir ekibi yönetmeyi hedeflemektedir. Yeni ürün ve proje takımlarına liderlik etme ve yetenekli çalışanların potansiyellerini ortaya çıkarabilme konusunda başarlı bir yöneticidir. Sektörel deneyimini; bu alanda kariyer yapmak isteyen gençlere aktarmak ve onların fikirleriyle zenginleştirmek de kişisel sosyal sorumluluk olarak gördüğü bir diğer hedeftir. Ahmet Yontar; devir aldığı görev kapsamında dürüst çalışma ilkesi çerçevesinde tedarikçilerle büyümeyi ve hatta yeni tedarikçileri Makro’ya kazandırmayı hedefliyor.

1 Temmuz 2011 Cuma

Türkiye'de Marka Çok Ama Güçlü Değiller

Peter Fısk/Pazarlama Uzmanı “Türkiye’de Marka Çok Ama Güçlü Değiller”
Birkaç Güçlü Marka Var

Gelişmekte olan ülkelerde, aslında diğer gelişmiş ülkeler kadar marka var. Ancak bu markalardan sadece birkaç tanesi güçlü. Türkiye’de de problem aynı. Türkiye’yi ziyaret ettiğimde, çevre ülkelere kıyasla çok sayıda uluslararası marka kadar ulusal marka görüyorum. Ancak bu markaların birkaçı gerçek anlamda güçlü.
Birçoğu Anlamsız

Örneğin GSM sektöründe Turkcell, bankacılık sektöründe Garanti Bankası yeni yeni bir marka olarak büyük bir fikri ortaya koymaya başladı. Bunun yanında birçok Türk markası hala oldukça anlamsız. Bu aynı zamanda büyük bir fırsat da barındırıyor.
İş Dünyası Kritik Noktada

Türk iş dünyası, hızlı değişen dünyanın en kritik noktasında duruyor. Turkcell ve Garanti Bankası’nın yeni fırsatları nasıl yakaladığına ve kendilerini pazarda nasıl yeniden konumlandırdıklarına bakın. Bu konumlandırmayı hem coğrafi hem sektörel anlamda yapıyorlar.
Arçelik HAIER’den Öğrenebilir

Çin ve Hindistan’la kıyasladığımızda onlar da benzer zorluklar yaşadı. Ama bu konuda ciddi çaba gösterdi, para ortaya koydular. Haier gibi markalar, birkaç yıl öncesine kadar hiçbir anlam ifade etmezken şimdi hızlı büyüyen global markalar haline geliyor. Arçelik de bu deneyimden faydalanabilir.
Yeniden Yaratma Zamanı

Türk Hava Yolları’nın da AirAsia’dan öğreneceği bir şeyler olabilir. Markaları isim ve logo olarak düşünüyoruz, bu çok yanlış. İşe öncelikle stratejik amacı belirlemekle başlamak gerekiyor. Ardından sağlanan fayda ne olmalı, neyi daha farklı ve iyi yapabilirsiniz bunu ortaya koymalısınız. Şimdi Türk markaları için pazarlama perspektiflerini yeniden belirleme ve yeni dünyada kendilerini yeniden yaratma zamanı.

Popüler Yayınlar

Markente RSS

RSS Takip Et Technorati Profile Add to Technorati Favorites Besserer Pagerank Türkçe İçerikli Web Siteleri
Sitetistik